Bugun...
Ramazan Ay’ı Hendek ve Tebük’e Denk Gelirse!


Sadettin Macit
sado_985@hotmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 15-07-2015 23:55

Mübarek Ramazan ayını idrak edeceğiz / ediyoruz. Rahmet ayı kimini rahmetiyle yıkayacak ve arındıracakken, kiminiyse daha da ziyana uğratıp belkide iflas ettirecek….

Oruç, nefislerimizi dizginliyor ve Rabbimize karşı daha yakın olma anlamında bize köprü oluyor... Kimileri bu köprüyü çok hızlı geçecek, kimileri vasatı muhafaza ederken, kimileriyse köprüyü yürüyemiyecek bile belkide …

Özellikle göz, kulak ve dilimizin balans ayarlarını tekrar gözden geçirecek, tuttuğumuz orucun yanımıza sadece açlık ve susuzluk olarak kalmasını önlemiş olacağız...   

Arızalar mümkün mertebe giderilecek ve 11 ayın kaybı, hızlı bir şekilde telafi edilmeye, giderilmeye çalışılacak...

Yaz aylarında oruç tutmak…  Aslında zor gibi... ister istemez korkutuyor insanı... 

Her gün 18 saat aç kalmak, yemek yiyememek... Susuz kalmak... ve Bu halde çalışmak... zorluyor bizi...

Neyse ki “Tebük Gazvesi” imdadımıza yetişiyor...  “Sıcağı” taaa iliklerimize kadar hissediyoruz... 

Tarih sayfaları bize, 30 bin kişilik Sahabeyi Kiramın, Bizans ordusuna karşı galip gelmeden önce “sıcağa ve kızgın çöl kumlarına” nasıl galib geldiğini soğuk kanlılıkla anlatır... 

Kavurucu çöl sıcağı ve ateşten kumlar! Sahabe Efendilerimizin Cennete girebilmeleri,  Allah’ın rızasına vasıl olabilmeleri adına bulunmaz bir fırsat... 

Evet ne açlık, ne susuzluk, ne sıcak, nede 220 km’lik uzunca bir yol, Sahabe Efendilerimizi mağlub edemiyordu...

Neyse ki “Hendek Savaşı” da imdadımıza koşuyor...  “Açlığı” karnımıza taş bağlamadan hissedebiliyoruz...

1 ay boyunca kuşatılan Medine’yi Münevvere… Açlıktan karnına taş bağlayan Allah’ın Rasulu ve dava arkadaşları… İki düşman arasında helak olma korkusu… Münafıkların,  küfre ne kadar da yakın olduklarını yakînen müşahade etmek… Tarih olmaya ramak kala, tarih yazmak!… İyi ki varsın “Hendek” İyi ki varsın…

Bu en kavurucu yaz sıcaklarında, susuzluktan dudakları çatlamış, boğazı kurumuş, gözleri kısılmış ve elleri ayakları yorgunluktan tutmayacak bir seviyeye gelmiş olan  oruçlu bir Müslümanın karşısında, hiç umursamdan çok rahat bir şekide içilen soğuk bir su, yada açık alanda restorant veya lokantalarda yenen leziz yemekler, biz Müslümanlara, bu dünya hayatında ki imtihanın hiçte kolay olmadığını, olamayacağını göstermekte... 

Evet, bu Ramazan ayında yine televizyonlarda bitmek bilmeyen imsak tartışmalarını ve herhangi bir hastalık ve yaşlılığı olmamasına rağmen, kendisine adeta  kurbanlık koyun misali bir fakir arayıp, bulduğu fakirin eline tutuşturduğu 10 lirayla, tutması gereken orucu, çok ama çok ucuza satan, kendince akıllı müslümanlar! göreceğiz...

Diğer tarafta 220 km’lik tebük seferine ne yiyeceği nede bineği olmadığı ve cihada katılmadıkları için, Allah Rasulüne ağlayarak gelen sahabe efendilerimiz!

Ve son söz Rabbimizden: 

“Rab'leri Katı'nda onların mükâfatı, altlarından nehirler akan adn cennetleridir, orada ebediyyen kalacak olanlardır. Allah onlardan razı ve onlar O'ndan (Allah'tan) razıdır. İşte bu, Rabbine huşû duyan kimseler içindir.” (Beyyine 8)



Bu yazı 789 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI