Bugun...
Tavaf Şuuru


Garip Sağlık Barnabas
garibuzaman16@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 12-04-2018 15:18

TAVAF ŞUURU

          Ramazandan çıkmış, şevval oruçlarının gölgesinde Kurban bayramı ve haccı karşılamaktayız. Hacıların bir kısmı kutsal topraklara gitmiş bir kısım hacılar da hazırlık yapmaktalar. Yalnız onlar mı? Aileleri de hoş bir telaş içinde gidenleri izleme ve dua etmekte/istemektedirler.

          Hacca yapılan hazırlıkların en önemlisi bu konudaki fıkhı ve şuuru öğrenmektir. Bu yüzden hacı adayları bu konu ile alakalı kitaplar okunmalı, ehliyetli hocalardan konular öğrenilmeli ve tecrübeli kişiler soru yağmuruna tutularak onlardan hatıralarını dinleyerek kendilerini yetiştirmelidirler.

          Şimdi bu amellerden biri olan tavaf konusunu birlikte keşfetmeye çalışalım. Kur’an’da hac ve umre ziyaretçilerinin Beytullah’ı tavaf etmeleri istenir[i]. Diğer yandan Allah’ın elçisi (sav), tavafın bir çeşit namaz hükmünde olduğunu, ancak kendisinde konuşmanın mubah bulunduğunu bildirmiştir.[ii]

          Tavaf, “bir şeyin etrafında dolaşmak, dönmek[iii]” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise tavaf, Hacer ül Esved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp, Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmektir. Her bir devire “şavt” yedi şavta ise tavaf denir.

          Tavafın yapılışını şöyle tarif edebiliriz; hangi tavaf yapılacaksa ona niyet edilerek, Hacer ül Esved hizasına gelinir. Tekbir ve tehlîl getirilerek Hacer ül Esved öpüldükten veya karşıdan selâmlandıktan (istilâm) sonra, dua okuyarak tavafa başlanır. Hatîmin dışından dolaşılarak ve her şavtta hizalarına gelindikçe Rükn ül Yemânî ve Hacer ül Esved istilâm edilerek yedi şavt tamamlanır. Tavaf tamamlanınca mümkünse makam-ı İbrahim’in arkasında, orada yer yoksa uygun bir yerde tavaf namazı kılınıp dua edilir.

          “Ziyaret tavafı” farz olup haccın iki rüknünden biridir. “İfâda Tavafı[iv]” da denilen bu tavaf yapılmadıkça hac tamam olmaz. Hacla ilgili olarak “kudüm tavafı[v]”, “ziyaret tavafı” ve “veda tavafı” olmak üzere üç tavaf vardır. Umre tavafı, nezir tavafı, tahiyyatul mescit tavafı[vi], Tatavvu[vii] Tavafı olarak farklı niyetlerle de yapılan tavaflar vardır.

          Şuurlu olarak yapılmayan tavaf, taş bir binanın etrafında yedi defa dönmektir. Fakat sembolik olarak yapılan bu amellerin elbette bir manası vardır. Neler mi? Bir bakalım.

1.      Tavafa Hazırlık (Niyet, Setr-i Avret, Abdest)

          Her işin sağlıklı gerçekleşebilmesi için hazırlık yapılması gereklidir. Bu yüzden her Müslümanın yapacağı işlerle alakalı olarak hazırlık yapmayı alışkanlık haline getirmelidir. Tavafta hazırlık ise niyet, setr i avret ve abdestli olmaktır.

          Niyet, yapılmak istenen bir şeyin bilinmesi ve kalben belirlenmesidir. Ayrıca dille söylenmesi müstehaptır. Tavaf niyeti olmaksızın Kâbe’nin etrafında dolaşmak tavaf sayılmaz. Ancak niyette tavafın türünü yani bu yapılan tavafın kudüm tavafı mı, ziyaret tavafı mı yoksa umre tavafı mı olduğunu tayin etmek gerekmez; mutlak tavafa niyet yeterlidir.

          Setr-i avret, avret sayılan yerlerin örtülü olmasıdır. Avret sayılan uzuvların dörtte biri veya daha çoğu açılırsa ceza gerekir; daha azında ceza gerekmez.

           Abdest alma ve tavaf müddetince abdestli olmak zorunluluğu vardır. Abdestsiz yapılan tavaf geçersiz sayılır.  

          Burada öğrenmemiz gereken; her işe başlamadan evvel hazırlığının tamamlanmalı, Rabbimizin huzuruna çıkmadan evvel kalben ve bedenen temizlenmeli, uygun örtülerle bedenimizin acziyetini ortaya koyan çıplaklığı örterek saygı ile hazırlanmalıyız.

2.      Sözleşme (Hacer ül Esved, İstilam)

          Hazırlığını tamamlamış Müslümanın tavafa başlaması için bir başlangıca ihtiyacı vardır. Hacer ül Esved bu iş için başlangıç ve bitiş noktasıdır[viii]. Bu taşı selamlayarak/istilam edilerek başlanır, her dönüşte tekrar selamlanır/istilam edilir ve en sonunda da selamlanarak/istilam edilerek tavaf tamamlanır.

          Her istilamda/selamlamada Hacer ül Esved öpülür ancak bu gün mevcut izdiham/kalabalıktan dolayı bu mümkün olmadığından Hacer ül Esved’in karşı hizasına gelip yüzünü ona dönüp ellerini kulak hizasına kadar kaldırarak “Bismillahi Allah u ekber” denilir ardından sağ elin içi öpülür.

          Burada öğrenmemiz gerekenler şunlardır; her amelin bir başlangıç ve bitişi vardır. Her Müslüman İslam’ın hukukuna/fıkhına uymalıdır. Bu sınırlar/hudutlar hem bir disiplindir hem de haddimizi bilmemizi bize hatırlatır.

          Tavafta izdiham olduğu zaman Hacer ül Esved’in öpülmesi veya ona dokunulması için başkalarına eziyet edilmemesi gerekir. Bu durumda uzaktan işaretle istilâm etmek daha uygundur. Çünkü Hacer ül Esved’e dokunmak sünnet, başkalarına zarar vermekten kaçınmak ise vaciptir. Nitekim Hz. Peygamber, Vedâ haccının tavafında Hacer ül Esved’i elindeki değnekle işaret ederek istilâm ettiği gibi[ix], Hz. Ömer’i de insanlara eziyetten sakındırarak uzaktan istilâm konusunda uyarmıştır[x].

          Hz. Ömer’in (ra) Hacer ul Esved’e hitaben söylediği, “Ey taş! Biliyorum ki, sen bir taşsın, ne fayda ne de zarar verebilirsin. Eğer Allah Rasulü’nün (sav) seni öptüğünü görmeseydim seni asla öpmezdim.” Sözü bizim için ölçüdür. Allah’tan başka zarar ve fayda verecek biri olmadığına inanırız. Hiçbir yaratılmışı O’na denk ve O’nu gücünde olmadığına inanırız.

          Cahiliye Araplarında söz vermek ve buna bağlı kalmak ölüm pahasına dikkat ettikleri bir konuydu. Cahiliye Arapları kendi kabilelerinden olmayan birisi ile anlaştıklarında özellikle sağ elleri ile musafaha yaparak/tokalaşarak şunu ilan etmiş oluyorlardı. Bu tokalaştığım kişi ile ben ahitleştim, onu hayatım pahasına her türlü imkânım ile koruyacağım demekti. Hadis i Şerifte Peygamber Efendimiz (sav) “Hacer ül Esved Allah’ın Sağ elidir.”[xi] Buyurmaktadır. Bunu duyan Sahabiler, Hacer ül Esved’i istilam etmeyi/selamlamayı ve öpmeyi, Allah ile birebir ahitleşmek/sözleşmek, O’na (cc) bağlanmak, malımla ve canımla Allah’ın dinini korumaya söz veriyorum demek manasında inanıyor ve kabul ediyorlardı. İşte sahabenin Hacer ül Esved’i öperken hissettikleri bu idi.

          Bu bilgi ve hâl ile tavafını yaparken Hacer ül Esved’i İstilam eden kişi, şuurlu bir istilam etmiş olur. Ve kendine şöyle bir ders çıkarır ben Rabbimle sözleştim ve sözümde durduğum müddetçe Rabbimin himayesi altındayım.

3.      Ölçülü Olmak (Remel, Iztıba, Bağlılık, Hatim, İnsanlara Saygı, Dua, Sonsuzluk)

          İhram ile tavaf yaparken ilk üç şavtta remel ve ıztıba yapmak sünnettir. Rükn ül Irâkî ve Rükn’üş Şâmî’de istilâm yoktur ancak Rükn ül Yemani köşesini istilam etmek müstehaptır. Rükn ül Yemani köşesinden Hacer ül Esved’e gelirken, o arada “Rabbena Atina” duasını okumak sünnettir. Bu dönüşler esnasında diğer hacılara eziyet edilmemeli, yedi şavtı ne az ne de fazla yapılmamalıdır. Buradan çıkaracağımız dersleri araştıralım.

          Her tavafta değil de umre ve hac tavaflarında yani ihramlı tavafların ilk üç şavtında remel ve ıztıba yapılmaktadır. Bu Peygamber Efendimizin sav Rıdvan bey’atinin ardından gelen yılda, Sahabelerle yaptığı Umre ziyareti esnasında dağlara çekilen Müşrik Arapların yaptıkları bir propagandaya verilen cevaptı. Müşrikler, Peygamber  Efendimizi (sav) ve Sahabileri zayıflıkla niteleyerek onları küçük görmeye çalışmışlardı.

          Peygamber Efendimizde Sahabilerden remel yapmalarını (erkeklerin adımlarını kısa tutup omuzlarını silkerek az süratli bir harekette bulunmalarını) istemişti. Ve bu esnasında Peygamber Efendimiz sav ve Sahabeler ıztıba (omuzlar üzerine atılan beyaz veya herhangi bir kumaşın bir ucunu sağ koltuğun altından geçirmek suretiyle sağ omuzu açık tutma) yapmışlar ve müşriklere Müslümanların güçlü ve zinde olduklarını ilan ederek bir algı operasyonunu da boşa çıkarmışlardı. Bugün Müslümanlar kendilerine yapılan algı operasyonlarını boşa çıkaracak tedbirleri izzetle hayata geçirmelidirler.

          Kâbe’nin etrafında tavaf yapılan yere “metâf” (tavaf alanı) denir. Tavaf sadece burada yapılmaz. Mescid-i Haram’ın içinde olmak şartıyla, daha geniş devir yapılarak metâfın dışından, hatta mescidin üst katlarından Kâbe’nin çevresi dolaşılabilir. Fakat Harem-i Şerif’in dışından dolaşmak tavaf sayılmaz. Çünkü bu, Kâbe’yi değil, mescidi tavaf olur.

          Beytullah’ın etrafında dönme, kalp Kâbe yönüne alınarak gerçekleştirilir. Allah’ın beytine/evine yani kendine olan bağlılığın simgesi/nişanesidir. Bizim Hacer ül Esved ile Allah’a bağlılık sözü verdikten sonra tavaf ile her zaman O’na olan bağlılığımıza devam edeceğimizi ilan edip bunun tatbikatını/uygulamasını yapmaktayız.

          Tavaf hatimin dışından dolaşarak yapılır. Çünkü “hatim” denilen kısım Kâbe’den sayılır. Hatimin dışından dolaşmadan yapılan şavtlar iade edilmediği veya hiç değilse eksik kalan kısım hatimin çevresi dolaşılarak ikmal edilmediği takdirde ceza gerekir. Gücü yetenler tavafı yürüyerek yapmalıdırlar. Yaşlılık, hastalık veya sakatlık sebebiyle yürüyerek tavaf edemeyenler arabaya veya tahtırevana binerek tavaf ederler.

          Bizler nasıl orada Allah’ın misafiri/Duyufurrahman isek bizim gibi diğer insanlarda Allah’ın misafirleridirler. Bu yüzden diğer insanlara/Allah’ın misafirlerine rahatsızlık vermemek için elimizden gelen çabayı ortaya koymalıyız. Tavaf esnasında öndekini ezmemek, rahatsız etmemek, sıkıştırmamak, koluna vurup yol istemek şekliyle rahatsız edici davranışlardan uzaklaşmalıyız. Tabiri caiz ise trafik kurallarına uyarak dönüş esnasında bazen yavaş bazen hızlı, önümüz açık ise yürümeli, toplu hareket etmenin adabını o anda tefekkür etmeliyiz. Müslümanlar topluluk halinde hareket etmeyi öğrenselerdi dünya bu halde olur muydu?

          Rükn ül Yemani köşesi ile Hacer ül Esved köşesi arasında Peygamber Efendimizin okuduğu sünnet olan dua ise çok manidardır. “Allah’ım (cc) sadece ahirette değil hem ahirette hem de dünyada hasene[xii] (güzellikler) nasip et ve bizi Ateşin (cehennem ateşinin) azabından koru.[xiii] Bu hayatı sadece ahiret için değil hem dünya hem ahiret dengesini kuran bir anlayışla yaşamamız gerektiği öğretilmektedir.

          Araplarda 7, 70, 700 gibi rakamlar sayıdan çok, çokluğa ve sonsuzluğa delalet etmektedir. Bu yüzden yedi defa dönen kişi Allah’a ebediyen bağlandığını hayatının merkezine Allah’ı aldığını, yönü değişse bile O’na olan bağlılığının değişmediğini tavaf ila haykırmaktadır. Yedi defa dönmek ise Allah’a ebedi bağlılığın işareti/nişanesi, anlatımıdır.

4.      Şükretmek (Makam ı İbrahim, Zemzem, Maneviyat Pınarı)

          Tavafın bitişinde ters yöne giderek topluluğu yararak değil aynı yönde giderek çıkışı yapıp ibadetimizi tamamlayalım. Ardından ister farz, ister vacip, isterse nafile olsun, her tavaftan sonra bu ibadete şükür olarak iki rek`at tavaf namazı kılmak vaciptir. Kerâhet vakti değilse, tavafın hemen peşinden hiç ara vermeden bu namazı kılmak müstehaptır. Daha sonra kılınsa da eda edilmiş olur. Çünkü bu namaz, haccın veya tavafın vaciplerinden değil, vitir namazı gibi müstakil bir vaciptir. Bu sebeple terki hac cinayeti sayılmaz ve bir ceza gerektirmez. Arada tavaf namazını kılmadan peş peşe tavaf yapmak ise mekruhtur.

          Tavaf namazını Makam-ı İbrahim’in arkasında kılmak müstehaptır. Orada yer bulunmazsa, mescidin içinde uygun olan başka bir yerde kılınır. Harem bölgesi dışında kılmak ise mekruhtur. İhram namazında olduğu gibi, bu namazın da ilk rek`atında  Kâfirûn, ikinci rekâtında İhlâs surelerinin okunması müstehaptır. Tavaf için kerahet vakti yoktur. Ancak, Hanefîlere göre, tavaf namazı, farz ve vacip namazların kılınması mekruh olan üç vakit dışında, sabah ve ikindi namazlarının farzları eda edildikten sonra da kılınmaz. Şâfî mezhebinde ise kerahet vaktinde tamamlanan tavafla ilgili tavaf namazı o anda kılınabilir.

          Yukarıda sayılanlardan ilk altısı sadece Hanefîlere göre vaciptir. Diğer üç mezhepte bunlar tavafın sıhhat şartı olduğundan, herhangi birinin eksik kalması halinde tavaf sahih olmaz ve iade edilmesi gerekir. Son ikisi yani tavaf namazı ve tavafın yürüyerek yapılması, Hanefî ve Mâlikîler’e göre vacip, Şâfî ve Hanbelîlere göre ise sünnettir. Tavafın vaciplerinden biri mazeretsiz terk edilirse ceza gerekir, fakat tavaf sahih olur. Tavaf yeniden yapılırsa ceza düşer.

          Bu şükrün ardından soğuk zemzemi yudumlayarak Peygamber Efendimizi (sav) ve Sahabileri (r anhum ecmain) tefekkür edebiliriz. Bu topraklar, Peygamber Efendimizin sav ayak bastığı, Sahabilerin beraber çile çektikleri topraklardır. İçinde bulundukları şartları da düşünerek Onların mücadelelerini tefekkür için bir fırsattır.

          Kâbe ise Allah’ın evidir. Arafat günü, hacıların tüm günahlarını tertemiz hale getiren maneviyat yağmuru, bir pınar olarak Kâbe’nin bulunduğu alanda her gün kaynar. Burada bulunanlar ister istemez bundan etkilenirler. Bu öyle bir manevi sudur ki gönül bahçelerini nemlendirir, sular. Fakat bu bahçede bulunan iman gülleri de güçlendiği gibi kötü ahlak ve huylarda bir diken olarak beslenirler. Allahtan istenen yardım ve niyetin düzgünlüğü yok ise dikenler büyür, güller işe yaramaz. Ebu Leheb bu ilahi bahçenin suyuyla hep dikenlerini büyüttü ve elleri kurudu. Bu yüzden hacca gidenlerin bir kısmı hacı bir kısmı da acı olur derler.

          Maneviyatımızı güçlendirmek temiz niyet ve Allahtan isteyeceğimiz yardımla mümkündür. Nefsimiz tanıyıp kötü huy ve ahlakımızı bilip daha önce kestiğimiz dikenlerin büyümeye başladığını hissettiğimizde hemen onları kökünden tekrar budamak gerekir. Bizler hem kendimiz için hem diğer insanlar için dikenli bahçeleri, gül bahçelerine dönüştüren bahçıvanlar olmalıyız.

 

Memlekette Tavaf Ahlakı ile Hareket Etmek

          Hac ya da Umre ziyaretinde Müslümanların Kâbe’yi ziyaretinde yapılması farz olan ibadetlerden olan tavaf, bilinçli yapıldığında insan ruhunda izler bırakacak bir ibadettir. Bu Emin Belde ’de yapılan ameller eğitim programı gibidir. Hac ve umre ibadetinin tamamlanmasının ardından döndüğümüz memleketimizde tatlı bir hatıranın ötesinde alınan terbiyeyi devam ettirmemiz gerekmektedir.

          Yani bir işe başlamadan evvel o iş ile ilgili hazırlık yapmayı alışkanlık haline getirmeliyiz. Her işi fıkhına uygun ve şuurlu yapmalı, her işe besmele ve niyet ile başlamalı, erkekler ve kadınlar olarak setri avretimize dikkat etmeli, Allah’a cc olan bağlılığımız her vakit hatırlamalı, İslam’ın çizdiği sınırları aşmamalı, her şeyi miktarınca yapıp ifrat ve tefritten uzak kalmalı, birlikte yürüdüğümüz yolda ve yaşadığımız dünyada diğer insanlara eziyet vermemeli, trafik kurallarına uyar gibi uyanık davranıp başkalarına faydalı olan zarar vermeyen olmalı, kendi yolundan asla ayrılmayan, yol düz değil diye vaz geçmeyip şartlara sabredip yola devam etmeli, manevi halimizi sürekli ayakta tutmak için salih ameller işlemeliyiz.

          Allah’ın cc her emrettiği ibadette öğrettiği bir inanç, ahlak ve yaşama usulleri olduğunu unutmamalıyız. Özellikle bu eğitimin hayatımızın her döneminde ve her yerde uygulanabileceğinin farkında olmalıyız.

 

[i] Hac Suresi Ayet 29

[ii] Nesai, menasik, hadis no:36. Delilleriyle Hac ve Umre, Hamdi Döndüren, Erkam yayınları, S:82.

[iii] İbnü'l-Manzûr, Lisanü'l-Arab, Beyrut 1388/1968, IX, 225 vd.; Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul 1986, s.462

[iv] Ziyaret (İfada) Tavafı;   İfada, yani dönüş tavafı adı verilmesinin sebebi, Mina’dan Mekke’ye dönüşte yapılmasıdır. Ziyaret tavafı denilmesi de hacının Mina’dan Mekke’ye gelip Kâbe’yi ziyaretten sonra yine Mina’da geceleme esasına dayanır. Zuhayli, IV/28.

[v] Başka şehir ve ülkelerden Mekke-i Mükerreme'ye gelen hacı adayları için sünnettir. Diğer adları "tavaf-ı lika veya tavaf-ı tahiyye (kavuşma veya selamlama tavafı)"dır. (Es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut t.s., s.11, IV, 34; Bilmen, Ömer Nasuhî, Büyük İslâm İlmihali, s.369).

[vi] “Sözlükte “selâm vermek, tâzimde bulunmak” anlamındaki tahiyye ile mescid kelimelerinden oluşan tahiyyetü’l-mescid terkibi mescide/camiye girildiğinde kılınan nâfile namazı ifade eder. Buna hakku’l-mescid de denilmiştir (İbn Receb, III, 274). Kur’ân-ı Kerîm’de bir eve giren kişinin ev halkına veya evde kimse yoksa kendisine selâm vermesinin istendiği (en-Nûr 24/27, 61) ve mescidlerin Allah’a ibadet edilen kutsal mekânlar olması sebebiyle Allah’ın evleri diye nitelendirildiği dikkate alındığında bu namazın bir anlamda mescidin sahibi olan Allah’ı saygıyla selâmlama olduğu söylenebilir… Mescid-i Harâm’ın tahiyyesi Kâbe’yi tavaf etmektir; oraya giren hemen tavafa başlamalı, tavaf niyeti olmaksızın girerse tahiyyetü’l-mescid kılmalıdır. “http://www.diyanetislamansiklopedisi.com/tahiyyetul-mescid/2/

[vii] Farz ve ya vacip olmadığı halde Allah rızası İçin yapılan tavaf. Kâbe’de olan kişilerin nafile namaz kılmak yerine tatavvu tavafı yapması tavsiye edilir.

[viii] Bu başlangıç ve bitiş noktası olan Hacer ül Esved taşının hizasına gelindiğinin anlaşılması için ya Hacer ül Esved taşı görülür yada yeşil ışıkla ışıklandırma ve yere bir şerit çekilerek bu hizaya geldiği hatırlatılır.

[ix] Buhârî, Hac, 58; Müslim, Hac, 254.

[x] İslâm Ansiklopedisi, cilt: 14; sayfa: 434, Hacerülesved - Salim Öğüt. (Müsned, I, 28).

[xi] Kenz ul Ummal, hadis no: 34744,

[xii] Hasene: İyi hal ve hareketlerle hoşa giden, ulaşılmak istenen nimet ve imkânları ifade eden bir terim.

[xiii] Bakara Suresi, Ayet 201.



Bu yazı 199 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI