Bugun...
Kanarya ve Dağ


Garip Sağlık Barnabas
garibuzaman16@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 03-08-2018 12:39

Kanarya ve Dağ

Küçükken uzay yolu diye bir dizi vardı, ilgiyle seyrettiğim. Başka gezegenlere gidip başka canlıları tespit edip onları tanıma keşfetme maceralarıydı. Her zorluğu aşarken sadece kendileri var ama hep bir vesile ile zorluklardan kurtuluyorlar. Zaman zaman kendi içimden düşünürdüm bunlar neden hiç Allahtan bahsetmiyorlar, neden ona dua etmiyorlar. Allah’ın yardımı olmayan bir hayat varmış gibi davranıyorlar diye. Ruhum sıkıyordu, onların bu aciz ama her işi akılları ile yapma tavrından.

Aynı hal halen birçok filimde devam ediyor bazen de öyle bir ilah tarifi var ki herhalde Yahudi ve Hristiyan teolojisine göre ayarlanmış, bir insanın ancak nefretle kabul edebileceği bir ilah anlayışı. Bu insanlar ne yapıyor, ne yapmaya çalışıyor anlamıyorum. Şeytan bile bu kadar insafız olmaz herhalde.

Ruhu olmadan sadece görünen bir âlemi akılla anlatmak, görünmeyen âlemi ise akılla anlaşılır bir şekle sokarken saçmalamak…

Daha sonra Allah (c.c.) bize hidayet nasip etti ve şereflendirdi. Buna vesile olan Bediuzzaman’ın  (Allah (c.c.) ona rahmet eylesin) “baki huvel baki” sohbeti oldu. Öyle bir ilah olmalı ki hiç bitmesin zira onun dışında her şey aciz, azalan, sönen, biten ve yok olandır. Yani neyi çok sever, kapılıp güvenirsen o bir gün elinden gidecek, onu kaybedeceksin demektir. Sonu hep hüzün ama Allah’a yönelen hep ferahlık içinde hem bitmeyen bir ilah hem yaratıcımız hem de bize tenezzül edip bize doğru yolu gösteren ve merhametlilerin en merhametlisi.

 Ona şükür, hamd, övgü, sena, tekbir, tehlil, tahmid O’na yakışıyor ne kadar övsen yine azdır. O kendisini övdüğü gibidir. Tüm kelimelerle onu anıp, O’na şükretmeli.

Hayatı, İslam’a göre yaşamaya gelince bu İlah’ın gönderdiği Kur’an ve Sünnet isimli Vahyin iki farklı formunu anlamaya çalışırken hem Allah tan gelen bu kelimeleri hem de sanki bunlar bir sözmüş gibi davranan insanlara hayret ediyorum. Sadece akıllarla bu vahyi anlamak elbette ruhsuz bir İslam anlayışını ortaya çıkaracaktır.

Çok bilmek değil az bilip yaşamak yani vahyin kişinin üzerinde etkisinin olması maneviyatının vücuda gelmesi gerekmektedir. Vahiy canlı hale, insan amelleri ile ortaya çıkmalı yoksa Allah’ın yardımı olmadan “her şeyi ben yapıyorum” dercesine yükün altına girersen yorulursun, yıkılırsın.

Allah (c.c.) vahyi dağlara sunsaydık altında paramparça olduğunu görürsün”[1] diyor ya sen Allahtan yardım almadan, İslam’ı yaşamaya çalışırsan, yorulursun, yıpranırsın ve başlarsın herkesi suçlamaya…

Her yaptığımız ameli Allah (c.c.) için yapmalı, her güzel işe O’nun isimi ile başlamalı, her başarı gibi gözüken işte O’ndan olduğunu itiraf etmeliyiz ki hem maneviyat oluşun hem de bu kanarya bu dağı taşısın.

İslam’ı yaşarken Allah’ın istediği gibi İslam’ı yaşamalıyız, aklımıza ve nefsimize göre değil…

Bırakın hesap günü hesabı verememeyi bu dünyada bile pes etmeye, kapitalist gibi yaşamaya, hiç kimsenin uyarılarına bile tahammül edememeye başlarız ve iflas ederiz.

“Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul” diyen Rabbimiz, bunu yapacak gücün kaynağının kendisi olduğunu bize söylüyor, “Ancak Rabbine yönel ve yalvar”[2]

Mış gibi yapmayalım, Allah (c.c.) nasıl olmamızı istiyorsa öyle yaşayalım.

 

[1] "Şayet biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, onu Allah korkusundan titremiş ve paramparça olmuş görürdün. İşte bu misalleri insanlar düşünsünler diye veriyoruz." Kur’an-ı Kerim, Haşr Suresi, 59/21.

[2] Kur’an-ı Kerim, İnşiraf Suresi ayet:7-8



Bu yazı 404 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI