Bugun...
Dergi Okumak


Garip Sağlık Barnabas
garibuzaman16@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 02-08-2017 08:52

İnsanın bilgi ve iletişim ihtiyacı yemek yemek su içmek gibi ölene kadar devam eder. Özellikle internetin ve medyanın yaygınlaştığı bu zamanda günlük bilgi almanın birçok aracı/yolu vardır. Bu araçlardan biri de yayınlanan dergilerdir.

Televizyonun icadından sonra radyonun silinip yok olacağı zannediliyordu. Aksine radyolar halen hayatiyetini sürdürmektedirler. Aynı şekilde yeni bilgi araçlarının/yollarının çeşitlenmesiyle eski kaynaklarda yok olup gitmek yerine çeşitliliğin bir parçası olarak hayatiyetini sürdürmektedirler. Bu gün dergicilik halen canlılığını koruyan medya araçlarından/bilgi edinme kaynaklarındandır.

Derginin ne olduğunu, ne amaçla çıkarıldığını, hangi türleri olduğunu ve hangi süreçlerden geçerek yayına hazırlandığını öğrenebilirsek dergi okumanın gerekli olup olmadığına karar verebiliriz.

Arapça mecmua (toplanmış, bir araya getirilmiş), İngilizce magazine olarak adlandırılan dergiler, 1700’lü yıllardan[i] beri düzenli aralıklarla çıkan kendine has ebadı olan okuma araçlarıdır. Gazeteye göre daha kaliteli kâğıda basılır.  İlk çıktığı dönemlerde insanların çok faydalanmasının yanında yazılan eleştirel yazılar yöneticileri rahatsız etmiş bu sebeple cezalandırma ve kapama konuları sık sık gündeme gelmiştir. Halen bu gelenek devam etmektedir.

Dergiler aynı zamanda haftalık, on beş günde bir, aylık, iki ya da üç aylık gibi farklı periyodlarla çıkarılan süreli yayınlardır.

Günümüzde dergiler; toplumun yönlendirilmesi, siyasi manada muhalefet aracı olarak kullanılması, belli bir kesimin (siyasi, ideolojik, dini, ekonomik) inanç ve düşüncelerinin anlatılması, belli bir kesimin/güç odaklarının menfaatini korumak için doğru/yalan yayınlar yapılması, resmi ve sivil yapıların bilimsel yeniliklerin yayınlanması, eğitim, bilgilendirme, para kazanma, reklam yapma, ürün tanıtımı, dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarında yapılan faaliyetlerin tanıtımı gibi farklı farklı amaçlarla yayınlanmaktadırlar.

Bu yüzden piyasada herkese hitap eden genel dergilerin yanında belli bir konuya ağrılık veren meraklı kitlesi olan dergiler de vardır. Bu genel dergiler içerisinde her konuyu bulabilirsiniz. Belli konuya ağırlık veren dergilere gelince bunlar; hobi, spor, moda, satranç, sağlık, din, bilim, siyaset, edebiyat, çizgi roman, bulmaca, reklam kataloğu gibi pek çok konuda çeşitleri vardır.

Dergiler incelendiğinde her derginin bir ön bir de arka kapağı vardır. Bunlar, içindeki dergiyi özetleyen başlıklar, ilgi çekici resimler ve reklam içeren tanıtım bölümüdür. Sonra editör yazısı derginin içeriğini tanıtan bir karşılamadır. Derginin sahibi, yayın yönetmeni, editörü, abone şartları ve ilkeleri, gibi derginin yasal yönden durumu özetle sunulur. Ardından içindekiler bölümü dergiyi okumak isteyenler için ilk bakılan yerlerdendir.

Belli bir konu belirlenmiş ise (ayın konusu gibi) bu konu hakkında makaleler ve röportaj peş peşe gelir. Diğer makaleler konu başlıklarına göre sıralanır. Derginin zenginliği açısından şiir, hikâye, fotoğraf, resim, çizim ve karikatürler de bulunur. Sabit köşeler (çocuk köşesi, aile köşesi …) ve sabit yazarlar da içeriği oluşturur.  

Her bir derginin hazırlanma süreci zordur ve yoğun bir emek ister. Her dergi için o sayı ile alakalı ana konu tespiti yayın kurulu tarafından önceden belirlenir. Ya da güncel konuları takip eden bir dergi ise zuhur eden bir olayı ana konu olarak seçer. Ardından yazarlara ana konu önceden haber verilir. Röportajın belirlenmesi, yapılması, yazıların toplanması, reklamların düzenlenmesi gibi birçok iş yayınevinin mutfağında hazırlanır.

Toplanan tüm yazılar önce yayın kurulu tarafından gözden geçirilerek konudan, içeriğine, imla kurallarından yayın ilkelerine kadar birçok süzgeçten geçtikten sonra uygun bulunanlar belli bir sıra ile hazırlanır. Resimleri çekilip, çizimleri yapıldıktan sonra basım öncesi grafikere teslim edilir. Baskı renginden yazı fontuna kadar her türlü tasarım işlemi uygulanır. Sonra baskı, dağıtım, pazarlama, reklam, tanıtım, tahsilat ve yapılan ürünün değerlendirilmesi gibi birçok konu gündeme gelir.

Dergiler ya bir bayi kanalı ile ya da abonelik sistemi ile adrese postalanarak dağıtılmaktadır. Dergiler ayakta kalabilmek için abonelerinden ve bayilerden satılan dergilerin ücretleri ile reklam gelirlerinden beslenir ayakta kalmaya çalışırlar. Bunun yetersiz olduğu durumlarda dergiye maddi destek veren olanaklı kişi ya da yapılara ihtiyaç vardır. Bunlar öğrenci grupları, profesyonel çevreler, hükümet ve sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu gün maalesef dergicilik çok kârlı alanlardan değildir.

Günümüzde insanlar bilgi edinme, merakını giderme, eğlenme, kendini geliştirme gibi nedenlerle dergi okumaktadırlar. Ama okunan dergi sayısı ve çeşidi olarak ülkemizde bu kültürün çok düşük olduğunu maalesef söylemek zorundayım. Bunun tabii ki çeşitli sebepleri vardır.

Dergi satın almayı, ona para harcamayı fuzuli olarak gören bir kısım insanlar vardır. Burada dergilerin fiyatlarının da etkisi yok değil. Alıp da mekânına koyarak süs eşyası ya da gelenleri oyalama vesilesi olarak ta kullananlar az değildir. Dergi okunması konusunda da yanlış anlayışlar vardır.

Dergi okurken derginin tamamını okumalıyım, hepsini de okuyamıyorum, bu yüzden hiç başlamayayım düşüncesi yanlıştır. Çünkü dergi açık büfe yemeğe benzer yani her çeşit yemek vardır, çorbalar, mezeler, tatlılar, sıcak yemek ve diğerleri gibi. Ama siz hepsini yemeliyim diye düşünürseniz bu ne mümkündür ne de doğru bir davranıştır. Doğrusu beğendiğiniz yiyeceklerden yiyeceğin kadarını seçip yemektir. Aynı bu şekilde dergiden makale seçilip okunur.

Seçerken nelere dikkat etmeliyiz derseniz elbette bu kişiden kişiye değişir. Kimi beğendiği bir yazarı takip edip onun makalelerini okur, kimi belli konulara meraklıdır hep o tip konuları okur bazıları da yazı başlıklarına bakıp hangisini merak ederse onu okur. Bazıları da her derginin o ayki dosya konusu olarak adlandırılan dört beş makaleyi okuyarak bir konunun farklı yönlerini öğrenmeye çalışır.

Çocuklar, gençler, üniversite öğrencileri, kadınlar, meslek erbabı gibi her seviyede kişi kendine uygun dergiler bulabilir. Dergiler dikkatli seçildiğinde kişinin kendini yetiştirmesinde ömür boyu sürecek çok önemli etkilere sebep olurlar.

Ülkemizde dergi okuma kültürü çok düşük seviyelerdedir. Bu konudaki okuma kültürünün düşüklüğü, şuurun eksikliği ve maddi durum kişilerin bu eserden faydalanmalarını uzaklaştırmıştır. Günümüzde bir darbeyi de dijital medyanın yaygınlaşması sebebiyle almıştır. Ancak bilinçli okuyucular ile dergileri desteklemek isteyen topluluklar sayesinde dergiler ayakta kalabilmektedirler.  

Bu gün bizler ihtiyacımız olan çeşitli bilgileri uygun dergileri tespit ederek alabiliriz. Bu ihtiyacın sürekli olabilmesi için abonelik sistemine dâhil olmalıyız. Özellikle topluma fayda sağlayacağına inandığımız bir eser çıktığında belki ihtiyacımız olmasa da maddi durumumuz elveriyor ise desteklemeliyiz. Bu da tebliğin bir türüdür.

Akıllı insan aklını kullanandır ama daha akıllısı başkasının aklını kullanandır. Dergi birçok aklın bir araya gelmesidir. Her eserde faydalanılacak bir konu mutlaka vardır. Okuduğumuz yazılarla gitmediğimiz yerlere gideriz. Görmediğimiz yerleri, kişileri tanır, başka bir pencereden dünyaya bakarız. Okuduğumuz yazılarda bizim gibi düşünenlerle karşılaştıkça tek başımıza olmadığımızı hissederiz. Bildiğimiz bir konuyu bile okurken yazar farklı bir pencereden bakmışsa, ufkumuz açılır. Yazılan yazılar kaybolmaz bir gün gelir bu kayıt altına alınmış yazılar okunur ve faydalanılır. Mesajını şişeye koyup okyanusa bırakanlar gibi.

Son olarak Cemil Meriç’in gazete dergi ve kitap karşılaştırmasını kendi dilinden dinleyelim[ii].

“… Dergiye gelince; dergi daha geniş soluklu, daha geniş imkânları olan ve istikbale kalacak olan bir nesir vasıtasıdır. Tefekkürün kalesidir. Birçok insanlar kitap yazmak ve bastırmaktan mahrumdurlar. Dergi daha geniş imkânlar önümüze serer. Bir memleketin irfanını tetkik etmek için, mutlaka dergilerine eğilmek mecburiyetindeyiz. Birçok büyük adamların, kitapları yayımlanmış olan yazarların yazılarının bir kısmi dergi sayfalarında kalmaktadır. Bu bakımdan, dergiler kütüphanelerin en ciddi, en zinde malzemesidir.

Bu itibarla dergi gazeteyle kitap arasındadır. Düşüncenin gerçek taşıyıcısıdır, her türlü düşünceye açıktır, donmamış genç ve gerçek düşüncedir. Dergi bir memleketin fikir aynasıdır. Kitap ise fikri mumyalaştırır, kaditleştirir (zayıflaştırır).”

 

[i] Magazin sözcüğü ilk kez 1731'de, İngiliz basımcı Edward Cave'in Gentleman's Magazine adlı dergisinde kullanılmıştı.

[ii] Cemil Meriç / Gazete Kitap Ve Dergi Üzerine Konuşmaları, Türk Edebiyatı Dergisinde yapılan bir sohbetten.

 



Bu yazı 74 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI