Bugun...
Cevri Kalfa Çeşmesi


Garip Sağlık Barnabas
garibuzaman16@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 10-07-2019 19:43

Tophane Semti, İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı'nın ihya ettiği semtlerden biridir. Günümüze kadar irili ufaklı birçok eserin dışında büyük yapılar da dâhil birçok tarihi eser hayatta kalmıştır. Bu değerlerin ne olduğu, hangi hatıraları taşıdığı birkaç mimarlık öğrencisi dışında kimsenin dikkatini çekmemektedir. Onlar da derslerini geçmek için araştırma yapmaktadırlar.

Halkımızın ''tarihi eser bilinci" olmamasını yadırgamamak lazım, neyimiz tam ki! Her sokağı tarih kokan bu semtte değerlerimizin tespiti ve bunların korunması yetkililer tarafından maalesef sağlıklı olarak bu güne kadar yapıl(a)mamıştır.

Bostaniçi Camii'nde itikâf yaparken dikkatimi çeken şey caminin önünde bulunan çeşmenin karnına kadar çamura batmış bir pehlivan gibi durmasıydı. Son 25 yılda yolun asfalt ile sürekli yükselmesi ve akan suyun kesilerek güdük hale getirilmesi yetmediği gibi son yol çalışmalarında atılan beton ile oldukça garip bir duruma gelmiştir.

Bu çeşme son 15 yıllık dönem hariç Osmanlı’da 1800’lü yıllardan itibaren mahallelinin her türlü su ihtiyacını karşılayan sosyal bir toplanma merkezi olmuştur. Çocukluğumda hatırladığım 56 Chevrolet (Şavrole) marka arabaların kovalarla bu çeşmenin başında yıkandığı halen gözümün önündedir.

Bostaniçi Cami’nin (Sefer-i Kethüda'nın) önündeki çeşmeyi yaptıran kişinin Cevri Kalfa olduğunu öğrendim. Yaptığım araştırmada karşıma çıkan bilgiler şunlardır; Cevri Kalfa, çocuk yaşta cariye olarak saraya alınıp usta hocalar nezaretinde yetiştirilen, çok zeki ve kabiliyetli bir hanım olduğundan, 28 Temmuz 1808'den sonra Harem-i Hümayun hazinedarlığı görevine getirilmiştir. Bu görevde bulunanlara "Hazinedar Usta" unvanı verildiği için, "Cevri Usta" ismi ile de tanınmıştır. Sultan II. Mahmud tarafından ruhu için inşa ettirilen Sıbyan Mektebi'nin (Sultanahmet Divanyolu) çeşme kitabesindeki ifadeden, Kalfa'nın (h.1235 / m.1819 -20) yıllarından kısa bir süre önce vefat ettiği söylenebilir. Cevri Kalfa'nın kabri, Fatih Sultan Mehmed türbesinin bitişiğinde bulunan Sultan II. Mahmud'un annesi Nakşidil Sultan'ın türbesi içindedir.

Onu önemli kılan Sultan III. Selim (1789-1807)' in askeri alanda yapmak istediği ıslahatlara karşılık başlarında Kabakçı Mustafa'nın bulunduğu Yeniçeri ordusunun isyan etmesi sonucunda Topkapı Sarayında Osmanlı İmparatorluğu tahtının tehlikeli olduğu bir dönemde Şehzade II. Mahmud'u kurtarmasıdır.

Yeniçeriler isyan ederek III. Selimi katletmiş ardından Şehzade Mahmud'un peşine düşmüşlerdi. Cevri Kalfa, uzun boylu, dev cüssesiyle çok kuvvetli biri olan bu Gürcü (ya da Çerkez) kadın isyancılara karşı mücadele ederek şehzadeyi kaçırmış ardından onlarla girdiği mücadele sonucunda yaralı olarak kendinin ve şehzadenin hayatını kurtarmayı başarmıştır.[1]

Sultan, padişah olduktan sonra, kendisine canı pahasına yardım eden bu cesur kadına saygıda kusur etmemiş, gösterdiği kahramanlığı şanına layık mükâfatlar ihsan ederek karşılıksız bırakmamıştır. Padişah ayrıca Kalfa'ya, Harem-i Hümayun'da hazinedarlık, Büyük Çamlıca'da güzel bir de köşk yaptırmış, çevresindeki geniş araziyi de bağışlamıştır. Ayrıca aynı araziden çıkan kaynak suyunu 'Cevri Kalfa Suyu' adıyla Üsküdar'a getirtip; İcadiye'de bir çeşme yaptırarak oradan akıtmıştır. Sultan Mahmud, büyük kadirbilirlik göstererek, Hazinedar Kalfa'nın 1818 (ya da1819'da) vefatı üzerine, ruhu için Sultanahmet'te, Divanyolu Caddesinin başında bir sıbyan mektebiyle/ilkokul bir de güzel çeşme yaptırmıştır.

Bu eserler bize önemli değerler uğruna mücadele etmenin hem dünyada hem de ahirette bir karşılığı olacağını hatırlatmakta, vefa sahibi yöneticilerin hatıralarını günümüze taşımaktadır.

Buradan şu hisseler çıkarabilir;

Önemli değerler uğruna mücadele edilmelidir. Çünkü kişi dünyada uğruna mücadele edilen hayırlı işlerle meşgul olduğunda başarılı olsa da olmasa da içinden huzurlu bir hal yakalar ve insanlar arasında izzetli bir duruş sahibi olur. Bununla kalmaz ahirette elbette manevi karşılığını görecektir. İşte bu haller iyi insanları salih amellere teşvik eder.

Kişi kendisine iyilik yapanlara karşı vefalı olmalıdır. Böylece kendine yapılan iyiliğe teşekkür etmiş olur. Vefalı olmanın tersi nankörlük olup bu yerilen bir ahlaktır. Nankör insana kimse yardım etmediği gibi ismi ondan sonra anılmaz.

Kadınlar da erkekler gibi zengin olduklarında yapacakları hayratlarla[2] öldükten sonra bile sevap kapıları kapanmaz. Osmanlı Devleti’nde hayrat eserlerinin birçoğunun hanımlar tarafından yapılması dikkate şayan bir durumdur.

Birçok hayrının yanında kendi mülkünün gelirlerinden yaptırdığı Cevri Kalfa'nın Tophane'deki çeşmesi[3] bugün maalesef garip bir haldedir. Hayrının devam etmesi için akması gereken sular akmamaktadır. Maalesef eski eserlere ve ecdada sahip çıkmanın zayıf olduğu bir devirde yaşıyoruz.

Bize düşen başka bir görev de tarihi değeri olan her yapıyı, her ismi, her parçayı tanımak, onları korumak ama en önemlisi bize hangi değerleri hatırlattığını bilerek tarihten ders almak ve bunu genç nesillerimize aktarmaktır.

 

[1] https://www.sarrafoglu.com/osmanli-tahtini-cevri-kalfa-kurtardi/

[2] Hayrat; halkın ücretsiz olarak yararlanması için yapılan ve yapanın karşılığını Allah’tan (c.c.) beklediği; çeşme, cami, okul gibi yapılardır. Sadaka-i Cariye (devam eden sadaka) olarak yapılan bu hayratların yapımının teşvik edilmesinin asıl sebebi Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) konu hakkındaki Hadis-i Şerifi’dir: "İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i Câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat." Müslim, Vasiyyet 14.

[3] Habibe Kazancıoğlu, “Cevri Usta’ya ait bir Vakfiye”, Vakıflar dergisi satı:46-Aralık 2016, Sayfa: 89.



Bu yazı 86 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI