Bugun...
3-Maneviyatın Temelini İnşa Etmek


Garip Sağlık Barnabas
garibuzaman16@gmail.com
 
 

facebook-paylas
Tarih: 01-10-2017 18:39

     İnsanı oluşturan şeyler onun vücudu, ruhu, nefsi ve aklıdır. Vücudun ihtiyacı için düzenli temizlik, beslenme, dinlenme ve örtünme gerekmektedir.  Bu bakımlar yapılmadığında vücut hastalanır, tepki gösterir, zayıflar ve gücü bittiğinde ölür. Aynı şey ruh için de geçerlidir. Ruhun temizliği, beslenmesi, dinlenmesi yapılmadığında duyarsız, mutsuz ve karamsar bir ömür sürer. Ruh ölmez ama ölmekten beter olur.
     Dünya hayatında birçok zorluk, kişinin ruhunun güçlenmesi, ferahlaması yani maneviyatının yüksek olması ile aşılabilmektedir. Aksi takdirde kişi psikolojik hastalıklara yakalanmaktadır.  Bu zorlukların bir kısmı çevre şartlarından, bir kısmı insanların yaptıkları zulümlerden bir kısmı amansız düşman olan şeytanın tuzaklarından ve insan nefsinin ürettiği zorluklardan oluşmaktadır. Bu zorlukların üstesinden gelmek için hayatı anlamak, insanı ve insan dışındaki varlıkları tanımak, onlarla sağlıklı ilişkiler kurarak maneviyatı güçlendirmek gerekir.
     Bu yüzden maneviyatı elde etmenin ve onu kaybetmenin yollarını öğrenmeliyiz. Bu amelleri öğrenip yaşamadan evvel şu temel konuları öğrenmemiz gerekmektedir.


     1. İnanç Kırmızı Çizgidir
     Sahih inanç, Allah’ın kırmız çizgilerindendir. Yani imanı olmayan veya Allah’a ortak koşan kişi tövbe etmedikçe Allah onu bağışlamaz, ondan razı olmaz, kim olursa olsun, ne yaparsa yapsın. Bu yüzden sahih/geçerli bir inanç sahibi olmak öncelikli konulardandır. Yanlış bir itikada/inanca sahip olmamak için Ehli Sünnet İmamlarının hazırladığı akait kitaplarından yetkin/ehliyetli hoca eşliğinde konular öğrenilmeli, tefekkür edilip inanç oluşturulmalıdır.
     Aksi takdirde inancı olmadan sadece ahlak ile oluşturulacak din, İslam dini olmayacaktır. Allah u Teâlâ İslam’ı seçmiş ondan başka bir dinden razı olmayacağını belirtmiştir. (1) Günümüzde güzel ahlak diye akıl ile tespit edilen ahlak kaideleri yani etik kurallar ya da Budist/Mistiklerin kuralları ile bir din sunulmakta diğer konularda müşrik ya da ateist olarak yaşanması tavsiye edilmektedir. Yani İslam inancına uygun olmayan ahlaki kurallar insanı farklı ve olağanüstü hallere soksa da bunlar yanlıştır, zararlıdır, ahirette ise hüsrandır.
     İslam inancı yok ise kişinin elde edeceği maneviyat, şeytanın kandırmasından, kişinin kendini tuhaf bir hale sokmasından başka bir işe yaramayacak, doğal/fıtri bir yaşantı ortaya çıkmayacaktır. Bu yüzden İslam inancı, ahlaktan/maneviyattan önce ilk öğrenilecek ve yaşanılacak konudur.


     2. Nefsi Tanıyıp Onu Terbiye Etmek
     Nefis insanın içinde bulunan gözle görülmeyen bir parçasıdır. Bütün tatlı ve acı şeyleri tatmamıza yarayan yönümüzdür. İçimizdeki bu manevi parçamız terbiye edilmemiş, kendi başına buyruk hareket eden, her istediği olsun isteyen, bencil, helal haram tanımayan bir ahlaka sahiptir. Terbiye edilmedikten sonra bu hal üzere ölene kadar devam eder.
     Kişi yaşarken nefsi öldürmek mümkün değildir ancak kişi öldüğünde bedeni ile birlikte ölür. Tekrar dirildiğinde beden ile birlikte yaratılır. Bu yüzden nefsi öldürmek diye bir konu yoktur tam tersi onu terbiye etmek diye bir konu vardır.
     Büyüklerimiz nefsi vahşi atlara benzetmişlerdir. Kontrol kabul etmeyen, üzerine binmeye çalışanı üstünden atan, ancak ısrarla ve belli yöntemlerle bu at yakalanıp üstüne binilip kontrol edildiğinde çok uzak manevi mesafelerin çok kısa zamanda elde edilebileceği bir bineğe dönüşür.
     Nefsini kontrol etmeyen kişi elinde vahşi bir atın kemendi olan, at istediği yere hızlı koşarken kemendi bırakmadığı için yerde peşinde sürünerek giden, bu arada elin yüzünün parçalandığı bir hayat yaşar. Bu da bir ömür nefsinin kölesi olarak yani Allah’ın cc kölesi olmayarak, rezil bir hayat yaşamaktır. Şeytan böylelerini kandırma ihtiyacı bile duymaz çünkü o kişi nefsine uyarak zaten kendi dünya ve ahiretini berbat etmektedir. Şeytanı da bu hale getiren nefsi değil midir?


Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.”(2)

     Nefsi terbiye etmek Allah (cc) emirlerindendir. Onu tanımak, iyi ve kötü huyları öğrenmek, Peygamber Efendimizin sav Sünnetini yaşayarak nefsi terbiye etmek mümkündür. Sahabiler bu şekilde bir eğitim görmüşlerdir.
Sadece nefsi terbiye ederek diğer yapılması gereken konulardan uzaklaşmak ta bir aşırılıktır. Nefsi terbiye etmeden İslam’ı yaşamak ta dibi delik bir kova ile dolaşmaya benzer. Her maneviyat elde edilen ameli işlediğinde kazandığın maneviyatı, olgunluğu kovaya atarsın ama dibi delik olduğundan yere dökülür yani birikmez.
     Selef i Salihinin (bizden evvel İslam’ı yaşayan Salih insanların özellikle Sahabe ve Tabiinin salih kişileri) bu ilme züht adını vermişlerdir. (Allah (cc) hepsinden razı olsun.)


     3. Şeytanı Tanıyıp Onun Tuzaklarına Düşmemek
     Maneviyatı elde etme yolunda bulunan en büyük engel, insanın apaçık düşmanı olan Şeytandır. Şeytan, İblis ismindeki bir cin (3) olup Âdem (as) yaratıldığına, ona saygı secdesini emreden Allaha itaat etmemesi sebebiyle huzurdan kovulmuştur. Buna karşılık kıyamete kadar yaşamayı ve insanları Allah’a isyana sevk etmeyi, düşmanlık yapmayı başarmak için Allah’tan izin istemiştir. Allah’ta (cc) yapacağı işte bir kısım insanların üzerinde başarılı olabileceğini söyleyerek, insanlar imtihan olsunlar diye izin vermiştir.
     Bu yüzden Şeytan Kıyamete kadar yaşama izni olan kendisine itaat edenlerle birlikte cehennemi hak eden biridir. İnsanları Allah yolundan ve manevi hallerden uzaklaştırmak için sürekli tuzak kurmak onun ve onun öğrencilerinin görevidir. Zira insanların ve cinlerin bir kısmı Şeytanın askerleri onun öğrencileri gibi davranır ona itaat ederler.
     Bu yüzden kişi şeytanı ve askerlerini tanımalı, onun hile ve tuzaklarını öğrenerek bunlardan kurtulmayı öğrenmelidir. Aksi takdirde Şeytan, her seferinde sevap kovasına bir delik açmak için fırsat kollar.

     4. Önce Büyük Günahları Terk Etmek
     İslam’ın özünde iyiliğin yapılmasından evvel kötülüğün yapılmaması vardır. Her iyilik bir güzellik, güven ve düzen oluşturur. Ama bir kötülük birçok hayrı bozan hastalık gibidir. Bir amelde birçok hayır ve sevap varsa ama bir kötülük varsa o amelden uzak durulması istenir.
     İmam Şafi (r aleyh) günah kavramını “her türlü günah Allah’a isyandır ”(4) diye tarif eder. Bu yüzden her birinden uzak durmak esastır. Ancak günahların hepsi de aynı yıkıcı etkiye sahip değildir. Bu yüzden âlimler amellerin bir kısmını küçük günah, bir kısmını da büyük günah diye kategorize etmiştir.(5)
     Büyük günahlar, içinde kul hakkı bulunan ve etkisi çok olan haramlardır ki farz amelleri yapmaktan önce bu günahları terk etmek gerekir.(6) Bunlar kişiyi, aileyi ve toplumu ifsat eden virüslerdir. Bunun dışında kalan küçük günahlar yapılan ibadetlerle de telafi edilebilir. Örneğin iki farz namaz hakkı ile kılındığında arasındaki küçük günahlar için kefarettir. Ya da iki umre arasındaki küçük günahlar için kefarettir. Buna rağmen bunlardan da uzaklaşmak elbette daha hayırlıdır.
     Sırası ile önce büyük günahlardan kaçınılmalı sonra farz ibadetler yapılmalı sonra küçük günahlardan uzaklaşılmalı sonra nafile ibadetler yapılmalıdır.

     5. Sürekli Güzel Ahlak ile Salih Amel İşlemek
     Farzları yapmak İslam’ın esas konularındandır. Bu ameller adaletli ve ahlaklı insanın, ailenin ve toplumun inşasına sebep olur. Bu yüzden amellerin sürekli yapılması dünya hayatını tüm canlılar için yaşanılan bir yer haline getirir.
     Bu uygulama aynı zamanda kişide manevi bir hal oluşması için temel hükmündedir. Bu temel olmazsa maneviyat oluşmaz. Yani maneviyat kovası delik bir kişi manevi ameller işledikçe gelişmediği hep aynı yerde kaldığı bir hal yaşar. Şeytan da bunu kullanarak insanı yanıltmaya çalışır.
     İlk İman Edişte Kazanılan Hal
     Öncelikle yeni Müslüman olan kişinin ilk zamanlarında ya da Müslüman olup İslam’ı yeni anlayıp, idrak eden kişinin o hidayet anında manevi bir hal ile desteklendiğini her Müslüman hissetmiştir. Kişi imanın lezzetini hücrelerine kadar yaşar. Bu Allah’ın (cc) verdiği özel bir nimettir. Ancak bu ebedi değildir, bir zaman sonra biter. Ne kadar sürdüğü ise kişinin yaptığı ibadet, iyilik ve kötülüklerle alakalıdır. Bu hali devam ettirmek elbette salih ameller işlemekle mümkündür.
     Sonuç Olarak;
     Maneviyat, zanlarla ve temennilerle elde edilmez. Bir başkasının vermesi ile de elde edilmez. Bunu elde etmenin yolu doğru bir inanca sahip olmak ve salih amel işlemek ve hakkı savunup ölene kadar bu hal üzere sabretmekle mümkündür.
     Büyük günahlardan kaçınmak ve farz amelleri ihlasla yaşamak maneviyatı oluşturan altyapıdır. Bu sayılan beş konu yok ise maneviyat olmaz. Bu temellerin üzerinde küçük günahlardan kaçınarak nafile ibadetleri sürekli yapmak ise maneviyatı adım adım oluşturur ve manevi lezzetler almamıza sebep olur.
     Şimdi bu temel konuları anlayıp yaşadıktan sonra maneviyatı elde etmemize sebep olacak amelleri tek tek öğrenip, ihlas ile amel edebiliriz.
 

1-“Allah katında din, şüphesiz İslam'dır…” Al-i İmran Suresi, Ayet 19.

2-Kur’an ı Kerim, Şems Suresi, Ayet 7,8,9,10.

3-“Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı…”Kehf Suresi, Ayet50.

4-Akaid Risaleleri, Ali Nar, Fatih Gençlik Vakfı Matbaa İşletmesi, 1984, İmam ı Şafii’nin Fıkhı Ekberi S:114.
  El-Fıkhu’l Ekber, s. 60; el-Âlim ve’l Müteallim, s. 19.

5-“Yüce Allah buyurdu ki: "Eğer size yasaklanan günahların büyüklerinden kaçınırsanız, öbür günahlarınızı örtüp bağışlarız". Nisa Suresi, Ayet 31.



Bu yazı 105 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI